<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/plusone.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID\x3d9035958\x26blogName\x3dGece\x26publishMode\x3dPUBLISH_MODE_BLOGSPOT\x26navbarType\x3dSILVER\x26layoutType\x3dCLASSIC\x26searchRoot\x3dhttp://sebnem.blogspot.com/search\x26blogLocale\x3dtr_TR\x26v\x3d2\x26homepageUrl\x3dhttp://sebnem.blogspot.com/\x26vt\x3d7150541123767499435', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script> Gece Logo Ana Sayfa Profil

Salı, Eylül 06, 2005

Özlem

Bu aralar görevli olduğum kurumun kapısından çıktım az önce.

Penceresiz odamdan kalktim, turnikenin durduğu kapıya yöneldim, kapıya giden koridorda yürürken havanın karardığını fark ettim, şaşırdım. Turnikeye kartımı bastım. İyi akşamlar dedim güvenliğe. Kurumdan son çıkan benim herhalde. Sordum "var mı başka biri", "yok" dedi "kapattık dükkanı". Boş otoparka çıktım. Burnumda bir sızlama hissettim önce, sonra gözümde iki damla yaş.

Geçen sene... Aynı sahneyi yaşadım ben. Dejavu falan diye bikbik etmeyin, biliyorum neden bahsettiğimi. Benim blogu okuyanların yarısı Mobilsoft'lu, onlar da biliyor neden bahsettiğimi, yazının geri kalanı onlar için. ( "Mobilsoft ne yahu düşüncesi" ile aynı anda "yok ben illa okuyacam" düşüncesi aklından geçtiyse sen bilirsin, oku ama bil ki yazının geri kalanında "ne diyo lan bu kız" düşüncesi muhtemelen hasıl olacaktır sana. )

Geçen sene bilişim zirvesinden hemen önce, yani geçen sene tam bu zamanlar... Bizim meşhur BB projesinin lansmanı var, deli gibi çalışıyoruz. Sürekli mesai...Ve çoğu zaman, eğer şirketten beraber çıkmıyorsak, şirketten çıkarken yaşadığım duygu bugünkü.

Mobilsoftta, Sinanın falan odasının önünden geçerken sekreterin arkasındaki küçük pencereden görürsün ya havanın karardığını. İşin durumuna göre, ya "yedik ulan günü" diye geçer aklından, ya da huzur dolusundur. Bir yandan aferin bana diyorsundur, bir yandan bir sonraki günü planlıyorsundur. Çalışırken gözün saatte değildir, mesaiden çıkarken "oooo saati de bu saat etmişiz, hava da kararmış" ya da duruma göre "hava da aydınlanmış" diyorsundur.

Huzurun katlanır yaptığın iş o sırada keyif veriyorsa sana, mecburiyettin dışında birazda kendi isteğin ile kaldıysan şirkette (Artık yazıyı Mobilsoftlular bile anlamıyor! Olur ya öyle arkadaşlar arada, hani işin tatlı bir yeri vardır. İnce ince uğraşmışsındır da tam uygulama ve sonucunu alma aşamasına gelmişsindir, ya da yazdığın 32 sayfa raporu yazıcıdan almak ve ciltlemek kalmıştır geriye. )

Neyse sonuçta bitmiştir işin, yorgunsundur, hava kararmıştır, muhtemelen eve gidip yatacak, sabah da kafesten pogaça alıp işe geleceksindir, ama düşmemiştir omuzların. İşini sevmek önemli dersin içinden. "Yine de yarın bu saatte çıktığımı patrona laf arasında söylemeyi ihmal etmeyeyim. Yatırım olsun. "

O söylendiğimiz penceresiz çalışma ortamı var ya ben bugün orayı özledim.

Yemeeeek geldiiii diye bağırmayı,

Turnikeden çıkarken güvenlikle iki satır konuşmayı,

Havanın karardığını bile anlamadan işe kendimi kaptırmayı,

Dışarıya çıktığımda havayı koklamayı,

Serdarı servise yetiştirmek için kasmayı,

Tanerin yanındaki etejerin üstüne oturup şunu da yapsak bunu da yapsak diye konuşmayı,

"Hadi kızlar paylaşıyoruz, ben süreç yönetimine bakıyorum siz içeriğe bakın" demeyi,

İş bitmediği zaman umursamamak yerine içimin sıkılmasını özledim...


Ben 1 sene öncesini özledim. Ben özledim...

10 Yorum:

Blogger Atonica der ki...

Bende özledim. 2005"den nefret ediyorum... Ağla ağla geçer, ama daha geçmedi. Hani gladyatörde diyor ya; Not YET, not YET...

9/06/2005 10:01:00 ÖS  
Anonymous lilith der ki...

gözlerim doldu okurken.
sen bi de kahve yapardın yemeğin üstüne mis gibi kokardı. aman beee

9/07/2005 02:51:00 ÖS  
Anonymous Adsız der ki...

Simdi boyle gurbet elde calisirken okutulurmuydu bu beh... daha sabah buraya girerken yok ozlemiycem diyip duruyodum )::::
Yok aglamiycam ben iyiyim burda uzakta, gunaydin danismanim diyen tiplerle.(Bu da bu sabah tolumtay'dan turedi :) )

kimse yok ama du bi cay solim kendime de cayciyla muhabbet edim yine...

Nukhet

9/07/2005 05:17:00 ÖS  
Blogger ligeia der ki...

ve de özlettin...
Eksilmişmiyiz gerçekten de ne? Üstat da bunu diyordu sanırım... Mobilsoft'un minik otoparkının kenarındaki çimde verilmiş çay-kahve molalarını... Çıldırmış italyanlar gibi pizza tükettiğimiz ve her birimizin pizza eksperi kesildiği "normal" mesai bitimi sonrası saatleri... gece ikide eve varıp sabah 7buçukta yeniden servise binip işe geldiğimizde birbirimizin gözlerindeki morluklarla ve şişlerle dalga geçtiğimiz anları... Stresimizi bi şekilde anlayışla eritebildiğimiz ve paylaştığımız arkadaşlığı bu şekilde daha da güçlendirdiğimiz o güzel zamanları...
özledim (mişim) ben de...

9/07/2005 05:18:00 ÖS  
Blogger çeydıl der ki...

ben deee.
can bey'den "çok geç gidiyorum eve serviste uyuyakalıyorum gözümü açamıyorum eve gidince de, yarın bi saat geç gelsem olur mu banyo yapcam da" diye izin almayı özledim.
tanerin boynunu arı sokmasını özledim. kızların dört br taraftan "çalışmıyoooooo" şeklinde adres hedef bildirmeden bağırarak yapılan süper eğleneceli test anlayışını özledim. kendi test senaryolarımızı kendimiz yazmayı özledim, çalışmayan yerin demosunu yapmamayı özledim. özledim de özledim. ben de özledim ben de.

9/07/2005 05:46:00 ÖS  
Blogger houston der ki...

Ben isten, mesaiden, o mavi kubik ortaminda bulunmaktan keyif almayi ozledim be millet!..

Ne kadar kassam da sabahlari 9'u illa uc bes gecerdi. Bir telasla parkederdim o yamuk yere, yerime, Batu'nun yanına. Gül'le suclu suclu gunaydinlasip, Mati ya da muadili birilerine denk gelmeden, sirketi boydan boya katedip kubigime varmak icin deparimi atardim. Gunaydin... Gunaydin... Gunaydin... Yol uzun... "Gunaydin kiz tayfasi" dedim uzun zaman, bi ara "gunaydin liderim", sonra "gunaydin hocam", sonra da "gunaydin beyler". Sahibi tarih oldugu icin zaman asimindan ustume kalmis askiya montumu koyardim, bellik sirtliginin kenari delik koltuguma takilirdi. Hemen kask bozugu saci duzeltmek icin lavaboya kosardim. Geceden kalmis, muhtemelen dibinde kola vs kurumus dibi kara, dışı ak cancagizlarimin hediyesi kazan bardagimi da alirdim. Akbank seysinden kaldiysa poca, kalmadiysa cok pahali cook diye soylene soylene bi tost alip kubigime donerdim. Bazen yeme bogulmus akvaryuma bakip ah cekerdim. Yoksa el ile oynatip onlari -rahmetliyi :)- yem verirdim.

Sonra oole gecerdi iste gun. 9.30 komsu kubigi, 10.30 bahcesi, 11.30 bahcesi, oglen bahcesi, 2.00 komsu kubigi, 3.30 bahcesi, 5.00 bahcesi, 5.30 komsu kubigi ile gectigi de olurdu, butun gun kafa sallaya sallaya takur tukur yazip, ha ne mi soylicez dedigimiz de.

Ne guzel muzikler oluyodu o networkde. bir suru guzel adam bagliydi o aga. milletin paylasimlarini soyle bi dolasirdim, yeni ne dinlesem diye. Sonradan onun da otomasyonunu bulduyduk :) hele hele o internet yok muydu, o internet. bak unutmusum... nasildi o internet?

Aksamustune dogru birilerine gaz verip, yerime donmek; yarim saat sonra hadi pasta geldi diye durtuklenmek guzeldi. etajerden plastik tabak, en ustteki cekmeceden catal bulmak guzeldi. Etajerinde türbişon olan kubik istiyorum ben ya. Oglen realden sacma sapan abur cuburlari doldurup aksamustu onlari tikinirdik, bu sefer aksam pizzasinda istahsiz kalirdik, yiyemezdik. ne sıkıntılar cektik biz yaaa... Hele oglenleri yagsiz ton baligi yaninda elma, aksamlari butun gun dolapta yanindaki pancarlarla durdugu icin morarmis yagsiz taze fasulye yemeler falan, deger miydi ya... Simdiki kubigimde muzik acip dansetsem guvenlikci albayim komutanim aninda tevkif eder herhalde beni...

Oy oy.

Guzeldi be millet. Belki gunun birinde toplasir obje nesne bisiler yapariz, content elemes melemes bisiler oynariz. insallah, yani illa sart kosmus gibi olmayayim oyle obje nesne diye, ne yaparsak yapalim da, o aldigimiz keyiften alalim gene. Insallaaah. Allahim uc aylarinin yuzu suyu hurmetine, su gunahkar kulunu geri cevirme, dualarimi kabul eyle yaa Rabbi.

PS. Rahmetli eceliyle gitti, 5-6 sene bi melek baligi icin uzuun bi omur. Sizle hic ilgisi yok :)

9/07/2005 09:35:00 ÖS  
Blogger Gece der ki...

Pek duygusal yazmışım yahu, herkes döküldü.

Bunlar da yorumlara yorumlarım:

Yorumların 2/5'i nasıl kullanıldığımı anlatıyor!! Ben sahi o kadar çabuk mu gaza gelip sizi kahve ve pastaya boğuyordum :P Yok be, ben sizi seviyordum da ondan yapıyordum. Yine isteyin yine yapayım.

Yazılardan anladım niye 20 ayda 16 kilo aldığımı. Pasta, poğaça, pizza... Aralarda metabolizma bozucu sıkıcı taze fasulyeli rejimler.

Sahi bizim öğle tatilinde dans provası yapılabilen bir ortamımız vardı di mi?

Taner, hatırlarsın di mi? Cumartesi gecesi saat 2'ye doğru, BB'ye kasıyoruz Özlem-sen-ben, Beyaz şarap-sprite eşliğinde.Deli misin yap işini git, ama yoook bahçede hafif serinlikte şarap daha keyifli. Bir sigara sonra içeri çalışmaya...

Test olayı da ayrı bir komedi ama burda yazıp iyice deşifre etmek istemiyorum olayı :) Malum okuyucu kitlemiz geniş, bi okuyan çıkacak :P Serdar çıtlatmış zaten.

Ben sabahları 6'da gelip hepinize ukalalık yapardım. Ehi, akşam bitirdik diye çıkardınız siz, ben sabah 6-9 arası test yapar hata bulur sabahın köründe sizi sinir ederdim di mi? Çok çekti bizim programcı/yazılımcı tayfası benden. Hele Erol ve Taner! Talepleri bitmek bilmeyen bi gıcık, kokoş pazarlamacı bi kız. Hayır bi de işten de anlamıyor! Ay valla çok gıcıkmışııımmm.

Ekipten bi eksik Erol kaldı, sen rahatsın tabi de yine de yaz iki satır yahu.

9/07/2005 10:09:00 ÖS  
Blogger TASARAMA der ki...

"sen rahatsın tabi de yine de yaz iki satır yahu"
tabi kolay laf atması sona kalan elemana... zaten ekibe en geç entegre olan da muhtemelen beimdir, malum bilenler bilir benim insanlarla rahatça ""iş harici"" birşeyler konuşabilmem en az bir yıl alır.. herneyse
bahsi geçe ekibin en ortada kalan elemanı da herhalde bendim, şöyle ki:

iş geliştirici bi iş mi kapattı -> erol bi portal kuruver

iş için tasarım yapıldı mı -> erol uygula bakalım tasarımı objelere

sorun mu çıktı, erol git tanere ağla -> houston we've got a problem

bu en basit ben hariç üç değişkeni olan iş planı, BByı felan saymıyorum onda işler arap saçıydı,ekip komple saçını başını yoluyodu ama yinede ekipti, hey gidi günler...
ekip olmayı özlüyo insan, malum neredeyse 1 sene geçti, ve ben bu sürede tekim, "we've got a problem" diyecek bi houston yok, ya da ban yau bak şu imaj iki pixel daha aşşada olacak, abooow gene kaymış diyecek umut, ya da default cevap olarak "cık... olmaz" diyeceğim şebnem ya da hatta, bahaneyle dışarı çıkim de bi hava alim diye hatinin sigara molasını beklemek de yok... yau başlatmayın şimdi, daa sayacak biton şey var... ama nedir özlenen şey o ortamda iş yapmak mı, iş harici yapılan, ekip olmamızı sağlayan, paylaşılanlar mı...
sanırım paylaşılanlar, hiçbir zaman tanerin objelerine ne güzel de XSL+CSS yazardım diye hayıflanmadım ben kendi adıma :D

[dipnot:burdakileri comment coyutunda tutmak için çabalamak zorunda kaldım bre, belki daa geniş yazarız bi ara..]

9/07/2005 11:03:00 ÖS  
Blogger Gece der ki...

Yok be Erolum, simdiki işin rahat dedim, yoksa bizimle beraberken bizden (benden) neler çektiğini gayet iyi bilirim :)

9/08/2005 07:38:00 ÖÖ  
Blogger asiyeaydin der ki...

Uff ne bu yaw.Gozler doldu burunlar akti.Nasil bir ozlem dolmuşum anlatamam.O sıcaklık yok başka bir yerde.Ozluyorum hepinizi...:''(

9/08/2005 12:23:00 ÖS  

Yorum Gönder

<< Ana Sayfa



eXTReMe Tracker