<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/plusone.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID\x3d9035958\x26blogName\x3dGece\x26publishMode\x3dPUBLISH_MODE_BLOGSPOT\x26navbarType\x3dSILVER\x26layoutType\x3dCLASSIC\x26searchRoot\x3dhttp://sebnem.blogspot.com/search\x26blogLocale\x3dtr_TR\x26v\x3d2\x26homepageUrl\x3dhttp://sebnem.blogspot.com/\x26vt\x3d7150541123767499435', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script> Gece Logo Ana Sayfa Profil

Perşembe, Eylül 08, 2005

10 küçük mutluluk

10 küçük mutluluk oyunu oynanıyormuş, Wanna Run da beni sobelemiş, oyuna katmış. Buyrun benim, sansürden kurtulduğu kadarı ile 10 küçük mutluluğum

  1. Uzun süre başım ağrıdıktan sonra biri “nasıl oldu başının ağrısı” dediğinde artık ağrımadığını fark etmek
    Ağrı geçmiyor yine günlerdir, ilk aklıma gelen hep o oluyor dolayısı ile… Hani ağrı yer etmiştir de artık başının normal ağırlığının o olduğunu sanırsın. Sonra bir yoklarsın kendini. "Aaaa, ağrımıyor", aslında başının normal hali o değilmiş, meğer senin başının da normal bir ağırlığı varmış, mutlu olursun.
  2. Tartının inadının kırılması ve birkaç yüz gram vermek
    Bu sabah evde annemle babamı öpüp şarkılar söyledim mesela, 400 gr. vermişim diye. Tartının inadının kırılıp hizaya gelmesi ona yaradı, kendisi bu sabah ki uysallığından dolayı benimle tatile gitmeye hak kazandı. Valla delirmedim, sadece 9 gün tartısız kalıp bu mutluluktan olmak istemedim.
  3. Sabah huzurla uyandığımı ve onu düşünmediğimi ilk kez fark etmek
    Aslında ilk maddede yazdığım gibi bir açıklaması var bunun. “O”na başağrısı demiyorum tabii de… Anlamışsınızdır siz işte, yazdırmayın beni.
  4. Arabanın radyosunda tesadüfen Türk popunun eskilerinin çaldığı bir programa denk gelmek
    Bitmez o zaman yollar, dönüp dururum Ankara’yı. Arşivde en az 150 tane 70ler şarkısı var ama aynı keyfi vermiyor işte. Bir anda karşına çıkması güzel. Aaa, ben çok severim bu şarkıyı diyerek yüzünde gülümseme ile radyonun sesini açmak güzel. Şarkıların bile sürpriz olanları güzel.
  5. Didimde akşamüzeri güneş batarken ayaklarımı kenardaki demirlere, sırtımı banka dayayıp denizi ve batan güneşi izlemek
    Nedense hep bu sırada sivrisinekler için ilaçlama yaparlar aslında. Bi tane tor tor tor giden kamyonet, üzerinde beyaz duman sıkan motorlu başka bir alet, peşinde koşan bir dolu çocuk, onlara “aman oğlum zehirleneceksin” diye bağıran anneler ile bölünür o huzur dolu an, ama olsun, şöyle bir başını arkaya çevirir seslerin geldiği yöne bakarsın, sonra yine yüzünü denize, batan güneşe çevirirsin omuz silkerek. O kadar keyiflisindir ki, bozamazlar keyfini.
  6. Esmer, ne çok zayıf, ne çok şişman pırıl pırıl gözlü bir oğlan çocuğu görmek
    “Benim de olacak bunun gibi bir oğlum” düşüncesi anında aklımdan geçtiği için galiba, kimi zaman olmayan – ama olacak olan- oğlum için yaşadığımı düşünmek ne garip.
  7. Çok kirli bir yeri temizlemek
    Ama öyle böyle değil, bir asırdır temizlenmeyen bir yer olacak. Böyle bezi sürüp aradaki temizlik farkını görebileceğin bir yer. Ya da ince ince temizleyeceğin bir yer olacak, klavye gibi. Aradan uğraşa uğraşa, ova ova çıkardığın her toz, kir parçasını büyük bir gururla izleyip, bezi yıkarken çok büyük iş yapmış edası ile akan kiri izleyeceksin. Ay ben bir tuhafım galiba.
  8. Kayan yıldızları görmek
    Çocukça birşey aslında kayan yıldızla birlikte tutulan dileğin olacağına dair olan güçlü inanç. Ama özellikle şehirden uzakta, hatta mümkünse deniz kenarında, bol yıldızlı gökyüzüne bakıp kayan bir yıldız fark edip tam da eksiliğini duyduğun şeyi dileyince, o hemen oluverecekmiş gibi gelir ya insana. Sanki olmuş gibi mutlu olursun. Ya da sadece o doğa olayının güzelliği karşısında büyülenirsin bir dilek gelmese de aklına...
  9. Hız yapmak
    Hız yaparken sadece araba kullanmaya konsantre olmak zorundasın, başka bir şey düşündüğün an ölme/kaza yapma ihtimalin artıyor. O yüzden düşünemiyorsun o sırada başka bir şey. Eskişehir yolunda, makas ata ata cesaret edebildiğin son hızla ilerleyip de sonra yavaşladığın an bir an tüm sorunların bitmiş gibi geliyor. O düşünmediğin anlarda sanki onlar yok oldular. Yanılsama ama yine de mutlu ediyor beni.
  10. Büyük mutluluklarımın olduğunu fark ettiğim küçük anlar
    Bir dolu büyük mutluluklarım da var benim. Onlar hayatımda anlarla değil aylarla ifade ediliyorlar. O yüzden mümkün olduğunca anlık mutluluklarımı yazmaya çalıştım, ama çok zorlandım. Neye tamam budur desem, fark ettim ki o küçük mutluluk değil, kocaman mutluluk. Sonuçta belki oyunun kuralını bozdum ama gevezeliğim tuttu, hepsinin üzerinde uzun uzun geyik yaptım.

13 Yorum:

Blogger Atonica der ki...

Fal çıktı galiba? :))))

9/08/2005 12:34:00 ÖS  
Blogger Gece der ki...

Yaw tekrar tekrar okudum yazıyı, yine de anlamadım. Nasıl karar verdin falın çıktığına.

9/08/2005 01:55:00 ÖS  
Blogger Atonica der ki...

Tahmin ettim. Başlıkların hepsi ortak bir noktada toplanıyor. Tek eksik yaslanacak bir omuz. Yada attım diyelim... :)))

9/08/2005 02:02:00 ÖS  
Blogger Gece der ki...

Evet evet atmışsın.
Yaslanacak omuzun eksikliğini duyacak raddeye gelmedim henüz. Ayrıca yaslanacak omuz çok daaaa yaslanmak istediğim var mı içinde onu bilmiyorum :P

9/08/2005 02:06:00 ÖS  
Blogger Atonica der ki...

Peki attım diyelim o zaman ama tahmin etmiştim. :)
Waooov mütevazılık da gani yani...
Ben seçilmem seçerim ha? :)))))

9/08/2005 02:28:00 ÖS  
Blogger Gece der ki...

Tabi olm ne sandın. Kimde var bu güzellik, bu endam, bu işve, bu cilve... Saçımı da kestirmişim, toplamda 2,5 kilomu vermişim, tatile de gidermişim. Heeeyt be, kim tutar beni. (Benim bi ton olduğumu bilenler ulen 2,5 kilo verince sende bi şey fark etmez ki demesinler, ben kendimi iyi hissediyorum, o yeter)

Hadi neyse dayanamayıp itiraf edeyim, yok be Atonicam, nerdeeee...

9/08/2005 02:37:00 ÖS  
Blogger Atonica der ki...

Rengini değiştirmeseydin. Kızıl yakışıyor sana. :))))
1 ton mu? Haksızlık etme kendine lütfen, ama tatili kıskanırım keşke bende çıkabilsem. Ühü...

9/08/2005 03:49:00 ÖS  
Blogger Gece der ki...

Yani atonica öyle bir yazmışsın ki, kesin tanıyor beni dedim.

Commentin bundan sonraki kısmı kendini çok zeki sanan salak bir kızın hikayesi:

"Anaaa, bu tanıyor beni, kim ki bu?" Önce profiline bakalım, yazılarını tekrar okuyalım. İpucu çıkaracağım sözüm ona. Elimizdeki verilere bakalım, 26 yaşında İstanbulda satış temsilcisi. Aşağı yukarı İstanbulda tanıdığım herkes bu tanıma sahip zaten. Ama ben çok zekiyim ya, azıcık daha search ve ismin elimde "Emre"! Ha, ha! Kim kurtulur benim elimden. İstanbuldakileri biraz daha eledik ama yok yok tanımıyorum galiba. Dur bir daha bakayım profiline. O da ne??? Orda kocaman adın soyadın yazıyor zaten. Demek ki neymiiişş, dedektifçilik oynamadan önce, oynamana gerek varmıymış ona bakacakmışsın. Benim gibi çakallık yapıyorum diye sazanlık yapmayacakmışsın :)

Ama yine de ismini bulmam bence iyi beceriydi.

En dip not: Kızlara, "yaw benim fal çıkmadı galiba" dedim, 5 dakika içinde fal tuttuğum mevzu oldu. Zeki diilim belki ama temiz kalpliyim.

9/08/2005 05:39:00 ÖS  
Blogger Atonica der ki...

:) Delisin sen..! Eğer blogunda gerilere gidersen resimlerinin olduğunu göreceksin. Tahminen beğendiğin için uzun zaman bozmadın model ve rengi. Bende iyi tahmin yürüttüm. Adımı bulmana sevindim ama sorsam söylerdim. :)))Ve beni tanımıyorsun ama becerilerine hayran kaldım. Mevzuu oldu ama fal ne oldu yalan mı? :P

9/08/2005 06:14:00 ÖS  
Blogger Gün der ki...

Başarı ile verilmiş kilolar için tebrikler , darısı başıma, 6. madde içinse dilerim istediğin an dilediğin gibi esmer bir oğlun olur, bunun keyfi bambaşka :)

9/08/2005 11:19:00 ÖS  
Blogger Swayline der ki...

Dan!!! diye giricem araniza ama... :)
Su pis bir yeri temizleme olayini ben de acayip severim. Ne kadar pis olursa onu temizlemek o kadar zevk veriyor... Katiliyorum

9/09/2005 05:27:00 ÖS  
Blogger yuvakuran der ki...

madde 9 dan vaz gec!

9/12/2005 04:40:00 ÖÖ  
Anonymous jackdavid der ki...

Madde 9'u konusunda çok benzeşiyoruz.. onun bir de motosiklet versiyonunu dene..

saatte 300 km hızla tem'de gitmenin yerini başka ne tutabilir ki?

9/15/2005 01:09:00 ÖS  

Yorum Gönder

<< Ana Sayfa



eXTReMe Tracker