<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/plusone.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID\x3d9035958\x26blogName\x3dGece\x26publishMode\x3dPUBLISH_MODE_BLOGSPOT\x26navbarType\x3dSILVER\x26layoutType\x3dCLASSIC\x26searchRoot\x3dhttp://sebnem.blogspot.com/search\x26blogLocale\x3dtr_TR\x26v\x3d2\x26homepageUrl\x3dhttp://sebnem.blogspot.com/\x26vt\x3d7150541123767499435', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script> Gece Logo Ana Sayfa Profil

Pazartesi, Temmuz 11, 2005

Havuz Sefası

Son iki haftadır Pazar günleri havuzda, Pazartesi günü kıpkırmızı ve acılar içinde işimin başında oluyorum. Cumartesi günü o kadar keyifli geliyor ki, ertesi gün havuz planı yapmak.


- Sabah erken gidelim, sabah kahvemizi havuz başında içeriz.
- Tavla oynarız ama bu sefer veririm eline
- Güneş kremini getirmeyi unutma.
- Ay pareo yok benim, alalım mı bugün?

Sonra Pazar sabahı oluyor. Başlayor bir stres. Yahu al bir fil, üzerine mayo giydir, sal ortama. Olur mu hiç? “Amaaan bana ne, tanıyan eden yok nasılsa” diye düşüncelere “Aman orda tanışıveririz ayol, yabancı mı var” diyebilen sürekli işin gırgırında ve benden 10 beden zayıf bir arkadaş.

Mayonun üzerine tesettür kıyafeti giyebilecek potansiyelim var aslında (ki Didimde bunu yapıyorum genelde; iskelede çıkarıyorum şortu, t-shirti. O sırada kaç bikinili kız solluyorum, haddi hesabı yok) ama havuzda nedense rahatım. Çekiyorum mayomu havuz başına gidiyoruz.

Dünyanın en klas erkeği ile en gereksiz erkeğini ilk bakışta ayıramayacağınız iki kıyafet vardır, takım elbise ve deniz kıyafeti. İkisi de kişiselleştirmeden son derece uzak giyim tarzları olduğu için aldanma ihtimali pek kuvvetlidir.

O yüzden havuzun kenarına dizilmiş 10 erkeği görünce sevinsek mi üzülsek mi karar veremiyoruz. Dırdır potansiyeli yüksek cadı kızlar olduğumuz için “cık cık hani buraya damsız almıyorlardı” diye söylenirken sağı sola alıcı gözü ile bakmayı ihmal etmiyoruz. Sonundakarar veriyoruz: hafif alamancı, bol acılı, sapına kadar erkek bir grup var ve bu grup havuzun kenarlarından birini kapatmış. İki ihtimal var, ya aralarına oturacaksın, ya karşılarına.

Amele bir erkek gördüğünde kesilmekten son derece rahatsız olan ama piyasa bir mekanda göz süzmeyi ihmal etmeyen her onurlu Türk kızı gibi karşılarına oturmayı tercih ediyoruz. Ve yalnız gelen 10 kız daha bizim gibi düşünüyor. Sonuçta oluyor muyuz, dansa davet oynar gibi karşılıklı dizilmiş kızlar ve erkekler grubu.

Müzik desen bangır bangır ama DJ bi enterasan, Pamela üzerine Cake, onun üzerine Ahmet Kaya çalabiliyor. Öğleden sonra canlı müzik varmış diyorlar. Oh ne güzel. Türkçe pop falan çalarlar, ama olsun. Havuzdayken canlı müzik ekibi geliyor. Ellerinde sazlarla. Sibelle bakıyoruz birbirimize…

Ve saz heyetini gördüğümüz an karar veriyoruz, alıştığımız yerde, alıştığımız kokoşlukla, alıştığımız bakışmalar/bakışmamalar ile günü bitirmeye, Bilkent Starbucks’da Caramel Frappucino eşliğinde.



eXTReMe Tracker