<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/plusone.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID\x3d9035958\x26blogName\x3dGece\x26publishMode\x3dPUBLISH_MODE_BLOGSPOT\x26navbarType\x3dSILVER\x26layoutType\x3dCLASSIC\x26searchRoot\x3dhttp://sebnem.blogspot.com/search\x26blogLocale\x3dtr_TR\x26v\x3d2\x26homepageUrl\x3dhttp://sebnem.blogspot.com/\x26vt\x3d7150541123767499435', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script> Gece Logo Ana Sayfa Profil

Cuma, Temmuz 29, 2005

Happy/Sad Hour

Şirketin bahçesi. Cuma akşamı Temmuz ayı doğumgünü partisi... Biz Ligeian ile ayrı noktalara dalınca, Sepuk merak ediyorum ne düşünüyorlar dedi. Merakta bırakmıyoruz kendisini:
İyi oldu be Cuma akşamı happy hour aktivitesi. Ohhh sohbet muhabbet, bir de bira...Şu çocuk kim, yakışıklıymış, yeni mi başlamış. Baktı mı ne bana, yok lan ne bakacak. Bakar tabi niye bakmasın, kompleksler yine aldı başını gitti di mi? Off ulan, bırakıp gittin beni. Senin yüzünden bunlar. Gelirdik çimlere yayılırdık eskiden, büyüdük mü de masada oturuyoruz artık. Olur mu olm, çimler ıslak ondan. Nedir bu burukluk içimdeki peki, niye elim telefonda. Aramayacak biliyorsun işte, neyin inadı bu. Dur ben belaltı bi espri yapayım anlamasın yanımdaki çakallar ne düşündüğümü. Lan nereye gitti bizim yeni yakışıklı. Öyle bel bel dalarsan gider tabi. Diğerleri gibi...

4 Yorum:

Blogger ligeia der ki...

Kimler geldi kimler geçti... Geçiyor hepsi bir şekilde ama kimileri maalesef acıtmadan geçemiyo, hem de istemeden yapıyo ya bunu, evet bu daha da kötü oluyo... Kızmak istiyorsun kızamıyorsun, bağırmak istiyorsun bağıramıyorsun.. Ssadece hep "ama neden" diye sorguluyorsun... Geçmeli mi diye de sorgulatıyorsun yüreğine, zihnine, her daim.. Her tutunmaya çok ihityacın olduğu an.
Ah bilsem/bulsam bir yolunu senin yüreğine su serpebilecek. Keşke.. Keşke tam şimdi lan kızım şeb, hadi kalk gidiyoz lan ilacını bulmaya diyebilsem... Tek diyebileceğim, hani tecrübe ile sabittir denilen: Geçiyor. Zaman kanatıyor bazen umulanın aksine ama geçiyor işte be. Valla geçiyor.. Sonra benim gibi başka ota boka takıyorsun... Kendine. Takıntı dağcıklarına. Beklentilere. Düşe kalka.. Yanıla doğrula... Sürüne koşa.
Geçecek Şeb. geçecek.. Çimlere uzanıcaz biz yine.. Belki yeni sevdiceklerle.. Kim bilir..
çok sewiyom lan ben seni şeb; bu da böyle biline...

7/29/2005 05:57:00 ÖS  
Blogger Gece der ki...

Ama neden kısmını geçtim Hati. Anladık nedenlerini ve artık biliyoruz geçmesi gerektiğini.

Canım benim çok saol.

7/29/2005 06:05:00 ÖS  
Blogger mehterbaşı der ki...

şimdi bu sevgi yumağının arasına karışmak istemezdim ama pek bir içten olmuş tutamadım kendimi :)

7/30/2005 10:19:00 ÖÖ  
Blogger Wanna Run der ki...

Gece, eminim The Devil's Dictionary'de bulunan aşk tanımına çok güleceksin...Çok çook çok ilginç:

Love: A temporary insanity curable by marriage or by the removal of the patient from the influences under which he incurred the disorder. This disease, like caries and many other ailments, is prevalent only among civilized races living under artificial conditions; barbarous nations breathing pure air and eating simple food enjoy immunity from its ravages. It is sometimes fatal, but more frequently to the physician than to the patient.

7/31/2005 01:44:00 ÖS  

Yorum Gönder

<< Ana Sayfa



eXTReMe Tracker