<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9035958&amp;blogName=Gece&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http://sebnem.blogspot.com/search&amp;blogLocale=tr_TR&amp;v=1&amp;homepageUrl=http://sebnem.blogspot.com/&amp;vt=7150541123767499435" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div> Gece Logo Ana Sayfa Profil

Salı, Şubat 07, 2012

Madonna- Floransa - Roma

Ablam "Madonna 7 Haziran'da İstanbul'a geliyor" diye tweet atmış. Madonna'nın sitesini girdim. Orada tesadüfen gözüme Londra çarptı, tam da benim doğum günümde. Hemen THY'nin sitesine girdim. Ank-Londra arası uçak bileti baktım. Yok, çok pahalı. Şöyle bir takvimi gözden geçirdim. Floransa var. Hemen bilet baktım da Floransa'ya uçak yok. Hemen Roma Floransa arası trenlere de baktım. 1,5 saatmiş, gidiş dönüş 50 Euro civarındaymış. Perşembe günü Roma'ya gideriz, Cmt öğlen Floransaya geçeriz, 1 gece de orada kalırız. Pazar günü de Roma'ya döneriz dedim. Ama Pazar günü dönüş biletleri pahalı. Pazartesi günü alalım biletleri, 1 gece daha Roma'da kalırız dedim. Hem uçağı yakalama telaşı da olmasın bize.

Hemen booking.com'u açtım. Otel fiyatlarına baktım. Floransa'ya giderken otelden çıkış yapmadan nasıl ucuza mal ederiz diye baktım. Bir - iki otel belirledim.

Tüm bunları 15 dakika'da falan yaptım.

Sonra tüm pencereleri kapattım. İşlerime geri döndüm. Hayal kurmak nasıl güzel bir şey....

Pazartesi, Ocak 30, 2012

gel tatil geeeel geeel geeeel

Bangkok Yüzen Çarşı (Cem Sofuoğlu)
Tatile gideceğiz. Hem de bu mevsimde! Tek motivasyonum bu aralar. Tatile gün sayıyorum. Dönüşte nasıl bir çöküş yaşayacağım belli değil.
İstikamet Bangkok, Pattaya ve Singapur. İş için gittiğim Amerika'yı bir kenara bırakırsak ilk defa Avrupa dışında bir yer görmüş olacağım. Tam 25 gün kaldı...

Cuma, Ocak 27, 2012

Kar

Sabah televizyonlarda İstanbul'da nasıl kar olduğu, hayatı nasıl kötü etkilediği canlı yayınlarla anlatılıyordu. Oysa tam da o saatlerde Ankara aynen böyleydi...



Perşembe, Ocak 26, 2012

Her perşembe...

Her Perşembe olmasa da her 4 Perşembenin 3'ünde sabah 5.20'de kalkıyorum. Sabah 6'da bir araba beni alıyor. Havaalanına gidiyorum. Tadında Anadolu'dan bazlama ekmeğine beyaz peynirli tost yiyip yanında büyük çay içiyorum. 7.30 uçağına binip İstanbul'a gidiyorum. İnince taksiye biniyor 36.50 tl verip sahilyolundan Çemberlitaş'a gidiyorum. 9.30'da müşterimin yanında oluyorum. Toplantıyı yapıyoruz. Çıkınca Çemberlitaş Aslan Restaurant'ına gidiyoruz. Bulduğum bir sebze yemeğini yiyorum. Oradan çıkınca yeniden taksiye biniyorum. 38 tl vererek havaalanında iniyorum. Yolda taksici ile trafikten ve havaalanı yolundaki radardan konuşuyorum. 16.40 olan uçak biletimi 16.00 ile değiştiriyorum. Starbucks'ta kahve içiyorum. Uçağa biniyorum. Kalkış sırası bekliyorum. Beni sabah havaalanına bırakan adam alıyor. Yolda annemle konuşuyorum. Mutlaka İstanbul'daki havayı soruyor. 6'da işte oluyorum. Patron oralardaysa gün sonu konuşmaları yapıyorum. Evime dönüyorum.

Biraz sıkılmış olabilirim.

Pazartesi, Ocak 16, 2012

Özgüven eksikliği

Haftasonu kuaföre gittim. 10 senedir aynı yere gidiyorum zaten. Birinin sacını boyamışlar, pek hoşuma gitti. "Hüseyin abi bana da bu renk yapsana" dedim şen şakrak... "Ohooo senin sacın o renk olana kadaaar" dedi büyük bir küçümseme ile!
Sonra vay efendim senin neden özgüvenin yok!

Cumartesi, Ocak 14, 2012

Giriş-Gelişme-Sonuç

Handan'ın yeni yıl kutlama mesajı teee Mayıs tarihli bir postta olunca üzüldüm aslında. Eskiden ne çok yazardım. Şimdilerde yazmaktan çok okuyorum, ki okuduğum şeyler de Güzin Abla'dan hallice bile değil.

En son postta şişkoluğumdan dem vurmuş ve "şimdi 13 kilo fazlayım" demiştim ya, hah şimdi de 20 kilo fazlayım :) Hayatımı şişko olarak devam ettirme kararı ile "ölüme recim" kararı arasında bi yerlerdeyim. 32 yaşımda olmamdan mütevellit ölümüne recim noktasına daha yakınım. Ama şu anda tokum, akşam yemeği saati gelince fikrim değişebilir.

Görüldüğü üzere "şişko ama kilosu ile barışık", "neşeli şişko" söylemlerinin hepsinin canlı örneği gibiyim. Ama bu neşemi mutluluğumu da fazladan olan 20 kiloma bağlamak biraz da kilolarımın kaldıramayacağı bir yük olmuyor mu?

Yazının bir sonraki paragrafı gelişme kısmı olacak ve ben aslında size neden mutlu/neşeli olduğumu anlatacaktım. Amma ve lakin sabah dişçiye gitmiş ağrı çeken ve cumartesi akşamı 18.30 itibari ile hala ofiste olan biri olarak çok fazla mutluluk şeysi yazamayacağımı fark ettim.

Ama valla bugün hayat bana bi pembe, bi pembe....

Hayat pembe de hava gri. İnanılmaz soğuk. Kar ve soğuk sevmeyen, sıcaktan da pek hazetmeyen bir insanım ben. Yine de bu karın kışın içinde 9 günlük bir sıcak iklim tatili beni heyecanlandırıyor. Bir aksilik ya da bir başka güzellik çıkmazsa, yani kısmetse Şubat sonu Tayland ve Singapura gideceğiz. Ki ben daha bloga İngiltere ve Macaristan seyahatlerini yazmamışım :) Aslına bakarsanız sadece seyahatler için bir blog açmaya niyet ettim ama fazla detaylı yazacağım diye azmedince o proje de rafa kalktı (http://gezenti-gece.blogspot.com/) oysa ki nasıl da vatana millete faydali bir proje idi. Dur la, ben bunu bırakıp oraya devam edeyim.

Gelişmeyi de yazdığımıza göre sonuç bölümüne geçebiliriz: Şişkoyum :)

Hadi kalalım sağlıcakla...

Not; Handan seni sürekli okuyorum, kimi zaman yorum bırakma çabalarım da oluyor, ama nedense asla başarılı olamıyorum :(

Cuma, Mayıs 06, 2011

Şişko

Bu foto çekildiğinde toplamda 20 kilo vermiş olmama rağmen çok şişman olduğumu düşünüyordum.

Oysa şimdi o fotodan tam 13 kilo fazlayım...


15 kiloyu bekliyorum, ki gelecek hafta budapeşte'de sonraki hafta ise londra'dayım. Benim için kolay bir hedef, ondan sonra başlayacağım...

Perşembe, Nisan 14, 2011

misafir


Geçen gün bize uzun bir aradan sonra misafir geldi de...

Salı, Nisan 12, 2011

Ben her bahar dirilirim

Kırılan dallar gibiyim

Ben her bahar dirilirim.

Gizli bir kaynaktır içim,

Kendime bir yol bulurum
Eski günleri hatırladım. Fonda sezen olmasının, işyerinde yalnız olmamın, bahar olmasının, çalışmak yerine blogta takılmamın da etkisi olmuştur. Benim acaba Sezen'siz bir baharım geçti mi?

Salı, Mart 01, 2011

Tevekkül vs Amor Fati

Orlando'ya gittim geldim ya, bi ayıldım. Harala gürele çalışırken farkında değilmişim ne çok sıkıldığımın bunaldığımın... Oraya gittiğimin 3. günü mü 4. günü mü ne bi patladım zaten. Ben bu adamlarla uğraşmak istemiyorum, benim "challange"m bu değil falan diye. Dönesim gelmedi valla.

Döndüm, şimdi de çalışasım gelmiyor.

E bir yandan da 1 mart oldu. Bahar resmen geldi ya, ben arabesk moda girdim. Takvim bilir bir bünyem var, sallamıyor havanın kaç derece olduğunu, madem ki 1 Mart, o zaman bahar gelmiştir diyor... Vakti zamanında bunu "ben her bahar aşık olurum" diye yorumlardım, ama şimdi her mevsim aynı adama aşık olunca bununla açıklamak çok anlamlı gelmedi.

Dün takıldı aklıma Tanrı istemezse... Önce bütün dün beynimde döndürdüm. Aksam eve gidince de n defa dinledim. Hatta çeşit olsun diye bi Sezen'den, bi Müslüm'den, bi ondan, bi bundan... Pek zekiyimdir!

Ruhum arabesk seviyorum, napayım...

Özellikle Tanrı istemezse yaprak düşmezmiş kısmı için dinliyorum sanırım, bir tevekkül durumunda... (Bi yandan da "lan şimdi aşk acısı çekmek vardı, insan ne güzel bunla dağılırdı" diye de düşünmeden edemiyorum sanırım. - Allah çektirmesin :) )

Ama şu anda şarkıyı bir aşk acısından ziyade bir tevekkül durumunda dinliyorum. "Tanrı istemezse yaprak düşmezmiş... Tanrı istemezse insan ölmezmiş."

Daha farklı açıklarsam yine "Amor Fati - kaderini sev" motivasyonuna ihtiyacım var...

Perşembe, Şubat 17, 2011

Yaz geldi!

Baktım Ankara'ya baharın yazın geleceği yok, bari ben yaz olan bir yere gideyim dedim. İş için bir haftalığına Floridaya gidiyorum. Hava 27 derece, valizde t-shirt'ler... Hem gidesim var, hem de yok... 11 saat ucak yolculuğu, müşteriyle olma vs vs zor gelse de, işlerden uzaklaşmak da pek çekici.

Pazartesi, Ocak 31, 2011

by"e" pass

3 damarı değişti bugün babamın... Bugün yogun bakımda, az önce konuştum yoğun bakımla yavaş yavaş kendine geliyormuş. Ağrısı sızısı çokmuş...

Yeni bir hayata başladı sanki babam. Resetlendi. Kapatıp açtılar sanki... Gerçi yeni teknoloji sayesinde kalp atmaya devam ederken yani babam "canlıyken" yapılmış ameliyat. Hani derler ya bypass ameliyatı geçirenler huy değiştiriyor diye... O beyin öldüğünü algılıyormuş da o yüzden oluyormuş. Bir nevi "ışığı gördüm" hikayesi yani... Babam ışığı görmemiş... Anneme en son "iyi bari biraz geçer belki asabiyetim de sen de rahat edersin" demişti... Bu durumda geçmeyecek asabiyetim...

ha bir de bugün babam vasiyet vermek yerine (aslında onu da yapmış ama o kısmını çok sallamadık) tatil siparişi vermiş :) Erken rezervasyonların bugün son günüymüş. O yüzden bugün mutlaka onlara tatil ayarlamamız lazımmış. Babam yoğun bakıma alındıktan 1 saat sonra biz ona tatil ayarlamaya çalışıyorduk.

neyse bugünü atlattık.

artık resetlenmiş hayatıyla babam için iyileşme zamanı...

benim için de uyuma...

Cumartesi, Ocak 29, 2011

hasta

Bakalım pazartesi neler olacak?



Perşembe, Ocak 27, 2011

hangi oje yakışmaz ki sana


Tekdüze bi insanım.
Bunlar evdeki tüm ojeler. Toplam 12 tane.. Altı tanesi bir renk, geri kalan altısı diğer renk.

Ne kadan sıkıcı bi insanım...

Çarşamba, Ocak 26, 2011

Dublörün Dilemması


Murat Menteş'inmiş bu kitap. Okumadığım bir yazar. Daha başında sayılırım kitabın, ki cok kalın bir kitap da değil. Ama sevdim bakalım şimdilik.
Bu aralar pek kitap okuyamıyorum, pek yazık! Bi Ahmet Ümit...O da kitap çıkaracak daaa, ben gidip alacam daaa.. Amerikaya gitme ihtimalim var, gözümde büyüyor yol falan. Dün ay adam bir kitap çıkarsa da bu yol işi, iş olmaktan çıksa diye düşündüm.
Neden kitap okumaya başladığımın 15. satırında uyuyorum acaba? Yarın sabah erken kalkmalı, biraz kitap okuyayım da sızayım.


eXTReMe Tracker